Algıladığımız dış dünya, öylesine gerçekçidir ki, algılarımızın oluşturduğu bir dünyada yaşıyor olmamız bilimsel bir gerçek olmasına rağmen, insanların büyük bir çoğunluğu algının mükemmelliğinden dolayı yanılırlar. İnsanları yanıltan en büyük etkilerden biri ise, dokunma hissine sahip olmalarıdır.
İnsanlar, gördükleri, kokladıkları veya tattıkları şeylerin gerçekliğinden şüphe duyabilirler. Ama nesnelere dokunabilme algısı, dış dünyanın gerçek varlığına ulaşabiliyor hissi vererek onları yanıltabilir. Oysa, dokundukları şeyin bir elektrik sinyali olarak beyne iletildiği gerçeği, bu konudaki tüm ön yargıları ortadan kaldırmaktadır. Diğer tüm algılarımız gibi, dokunma hissi de beyinde oluşur. Bir şeyi hissetmemiz, ancak onunla ilgili beynimizde aldığımız bilgiye bağlıdır. Beynimiz algılamazsa, maddeye dokunmamıza rağmen, onu hissetmemiz mümkün değildir.
Peter Russell, bu durumu şu şekilde açıklar:
Maddenin katı bir materyal olduğuna dair fikrimiz ise, tıpkı yeşil renk gibi, bilinçte meydana gelen bir vasıftır. Bu, "dışarıda olanın" bir modelidir. Ama tıpkı diğer modeller gibi, dışarı da gerçekte olandan oldukça farklıdır.61
Peter Russell'ın vurguladığı gerçeklik kavramı, son derece doğrudur. Dışarıdaki maddeye dokunurken onunla ilişkimiz, yalnızca elimizin elektronlarının söz konusu nesnenin elektronlarını itmesinden ibarettir. Yani gerçekte ona dokunmayız bile. Dışarıdaki nesne ile aramızda hiçbir temas yoktur. Buna rağmen oluşan his, onun niteliğini algılıyormuş izlenimi verir bize. Bir ağaç gövdesinin sert olduğunu, pamuğun yumuşak olduğunu algılayabiliriz. İkisini farklı niteliklerde algılarız ama aslında moleküler düzeyde gerçekleşen işlem, elektronların birbirlerini itmesinden ibarettir. Dokunduğumuz maddeden gelen sertlik hissi, bir kedinin tüylerinden veya bir duvarın pürüzlü yüzeyinden edindiğimiz his, bize yalnızca elektrik sinyali olarak ulaşmaktadır. Bir başka deyişle, fiziksel olarak gerçekleşen deneyimimiz, bizde oluşan his ile tümüyle farklıdır. Dolayısıyla, dışarıda var olan maddenin hiçbir zaman aslına dokunamayız. Bize ulaşan, dış dünyaya dair bir algıdır ve bu algılara dayanarak dış dünyanın nasıl bir yer olduğunu bilmemize imkan yoktur.
![]() Bir maddeye dokunduğumuzde edindiğimiz his, bize yalnızca elektrik sinyali olarak ulaşmaktadır. Bir başka deyişle, bizde oluşan madde hissi, yalnızca elektrik sinyalleri yoluyla meydana gelmektedir. Dolayısıyla, dışarıda var olan maddenin aslına hiçbir zaman dokunamayız. Bizde oluşan algıdan yola çıkarak, fiziksel gerçeklikte o nesnenin neye benzediğini, dış dünyanın nasıl bir yer olduğunu bilmemize imkan yoktur. Resimde tek bir tuşa basma eylemi ile parmağımızdan beyne kadar gerçekleşen işlemler görülmektedir. |
Pensilvanya Üniversite Hastanesi nükleer tıp bölümünde yardımcı doçent doktor Andrew B. Newberg konuyla ilgili olarak şunları belirtir:
Geçmişte şöyle diyen bazı filozoşar vardı: "Bak, eğer bir kayaya tekme atarsam ayak parmağım acır, bu gerçektir. Bunu hissederim. Gerçek olduğunu hissederim. Bu canlıdır. Buna gerçeklik denir." Fakat aslında bu hala bir deneyimdir ve bu hala kişinin gerçeklik algısıdır.62
Örneğin sıcak bir maddeye dokunduğumuzda, onun hissini beyne iletmekle görevli olan sinirler devreden çıkarılsa, yanmakta olan elimizi hissetmemiz mümkün değildir. Sıcaktan yanma, onu hissetme ve bundan dolayı acı duyma hissi, yalnızca beynin yorumudur. Benzer şekilde dışarıda bir uyarıcı olmamasına rağmen, sırf elektrik sinyallerinin yapay üretimi sonucunda da algı hissi oluşabilir. Dışarıda yanan bir ateş olmamasına karşın, elimizin yandığını hissedebiliriz. Bu durum, buradaki yanma hissinin yalnızca bizim algı dünyamızda meydana geldiğinin bir diğer delilidir. Üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bu önemli gerçeği 20. yüzyılın ünlü düşünürü Bertrand Russell şöyle ifade etmiştir:
Parmaklarımızla masaya bastığımız zamanki dokunma duyusuna gelince, bu, parmak uçlarındaki elektron ve protonlar üzerinde bir elektrik etkisidir. Modern fiziğe göre, masadaki elektron ve protonların yakınlığından oluşmuştur. Eğer parmak uçlarımızdaki aynı etki, bir başka yolla ortaya çıkmış olsaydı, hiç masa olmamasına rağmen aynı şeyi hissedecektik.63
![]() Sıcak bir maddeye dokunduğunuzda, o sıcaklık hissini beyne iletmekle görevli olan sinirler devreden çıkarılsa, yanmakta olan elinizi hissetmeniz mümkün olmaz. Çünkü yanma hissi, yalnızca bizim algı dünyamızda meydana gelen bir histir. |
Maddenin temel niteliği, yani sertlik, bizim algı dünyamız için, bilimsel anlamda ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bir şeyi görüyor olmamız onun gerçek fiziksel görünümüne dair bir delil ve ipucu vermediği gibi, bir şeye dokunmamız da, onun sertliğine dair hiçbir delil ve ipucu vermemektedir. Dokunduğumuz şey, yalnızca beynimizde oluşan varlıktır. Dışarıdaki gerçek niteliğini ve görüntüsünü bilemeyeceğimiz bir hayaldir. Bilim yazarı J. R. Minkel, New Scientist dergisindeki bir yazısında bu gerçeği şu şekilde açıklar:
Şu an bir dergi tutuyorsunuz, bunu katı bir madde olarak algılıyorsunuz ve siz bunun evrende bağımsız bir şekilde var olduğunu görüyorsunuz. Etrafınızdaki objeler de aynı şekilde, belki bir fincan kahve ya da bir bilgisayar, hepsi dışarıda gerçekmiş gibi görünüyor. Ama hepsi yalnızca bir hayal.64
------------------------
61- Peter Russell, The Primacy of Consciousness, http://www.peterussell.com/SP/PrimConsc.html
62- What The Bleep Do We Know, Belgesel film, yönetmen: William Arntz, Betsy Chasse
63- Bertrand Russell, Rölativitenin Alfabesi, Onur Yayınları, 1974, s. 161-162
64- J. R. Minkel, "The Hollow Universe", New Scientist, 27 Nisan 2002, sayı 2340, s. 22

Evrim Teorisi @ 2010 Bu site HARUN YAHYA çalışmalarından faydalanılarak hazırlanmıştır.
Bu sitedeki tüm dökümanları, sitemizi kaynak göstermek şartıyla telif hakkı ödemeksizin çoğaltabilir, yayınlayabilir ve dağıtabilirsiniz.