Görünürde hiçbir rahatsızlığı yokken birden üst üste defalarca hapşırmaya başlayan, gözleri kızarıp sulanan, nefesi daralan veya derisinde kızarıklıklar, kabarcıklar oluşan insanları görmüşsünüzdür. Bazen en temel besinlerden, arılardan hatta çiçeklerden dahi uzak duran bu kişilerin şikayetçi oldukları rahatsızlığın adı “alerji”dir.
Alerji, kişilerin aslında zararlı olmadıkları halde bazı maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermesi olarak tanımlanabilir. Bu maddelere alerjen adı verilir. (Harun Yahya, İnsan Mucizesi)
Bir mektup ya da paket göndermeniz gerektiğinde yazdığınız adreste bulunan posta kodunun nasıl bir işlev gördüğünü hiç düşünmüş müydünüz?
Görme, işitme, koklama, dokunma ve hareketle ilgili yaşamsal fonksiyonların beynimizin ince bir tabakasında oluştuğunu biliyor musunuz?
Vücudumuz tıpkı cebimizdeki ya da cüzdanımızdaki bozuk paralar gibi demir, bakır, çinko, magnezyum, mangan, vanadyum, molibden, selenyum ve hatta nikel içerir. Canlılığın temeli olan elementlerin (karbon, oksijen, hidrojen, kalsiyum, nitrojen, fosfor) aksine vücudumuzdaki metaller sentezlenemez ve geri dönüştürülemez. Fakat vücumuza alındıklarında özenle işlenirler. Bu metallerden biri olan bakır, vücudumuzdaki çok sayıda faydalı işlevi yerine getiren mükemmel biyolojik bir metaldir. Fakat bu metalin vücudumuzdaki oranı Allah’ın yarattığı belirli bir ölçü iledir. Eğer onu işleyen bu mekanizmada düzensizlik olur ve bakırın hassas oranı değişirse vüdumuzda tamiri çok zor hasarlar meydana gelebilir.
Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik). (Kehf Suresi, 11)
İnsan derisindeki alıcılar, belli bir süre sonra beyne, cilde temas eden madde ile ilgili uyarı göndermeyi durdururlar. Bu nedenle, cildimizle sürekli temas halindeki giysileri veya kolumuzda taşıdığımız saati sürekli olarak hissetmeyiz. Bu, Allah'ın yarattığı büyük bir nimettir.
Allah'ın yaratışındaki mükemmellik, detaylara inildikçe daha belirgin olarak ortaya çıkar. Bu detaylardan biri de eklem sıvısıdır. Eklem sıvısı, insanın hareket edebilmesini sağlayan, olmazsa olmaz birçok unsurdan biridir. Allah her şeyi yerli yerinde ve amacına uygun olarak yaratmıştır.
Anne karnındaki bebekler koku alabilir, çevreden gelen sesleri duyabilir, çeşitli tatlara tepki verebilir, hatta ikizlerse birbirlerini görebilirler. Tüm güzelliklerin tek kaynağı olan Allah bir lütuf ve ikram olarak insana duyularını henüz anne karnındayken bahşeder.






