Rabbimiz Duyularımızı Anne Karnındayken Yaratır

Rabbimiz Duyularımızı Anne Karnındayken YaratırAnne karnındaki bebekler koku alabilir, çevreden gelen sesleri duyabilir, çeşitli tatlara tepki verebilir, hatta ikizlerse birbirlerini görebilirler. Tüm güzelliklerin tek kaynağı olan Allah bir lütuf ve ikram olarak insana duyularını henüz anne karnındayken bahşeder.

  • Koku ve tat alma duyusu ne zaman gelişir?
  • Dokunma ve işitme duyularının anne karnındaki mucizevi özellikleri nelerdir?
  • Bebek karanlık bir ortamda nasıl görür?

İnsanın yaratılışı sperm tarafından döllenen yumurtanın günler, hatta saatler geçtikçe bölünmesi ve çok büyük bir hızla büyümesiyle başlar. Bebeğin anne karnında gerçekleşen bu gelişimi çok büyük bir mucizedir. Bebeğin doğduğu zaman kendisine gerekli olan algıları da tüm organları ile birlikte anne karnındayken gelişir ve bebek doğduğunda dış dünyaya hazır hale gelir.

Anne Karnında Gelişen İlk Duyu:

Dokunma Anne karnındaki yaşamda gelişen ilk duyu dokunma hissidir. Yapılan araştırmalar bebekte dokunma hissinin çok erken bir dönemde henüz 7 haftalıkken başladığını göstermektedir. Bebeğin dokunma hissi ilk olarak ağız çevresinde ortaya çıkar. Bu noktadan tüm yüze, kollara, bacaklara ve vücuda yayılarak 20. haftada son şeklini alır. Eğer anne elini karnının üzerine koyarsa bebek bunu hissettiği, hatta bazı bebeklerin bu harekete eli hissettiği yere içeriden vurarak tepki verdiği bilinmektedir. Ayrıca Rabbimiz, aynı dönemlerde insanın yaşamında önemli bir nimet olan acı hissini de yaratır.

Bebek Anne Karnında Koku Almaya Başlar

Bebeğin burnunun ve koku alma duyusunun gelişimi 11. - 15. haftalar arasında tamamlanır. Bu sırada amniyon sıvısı bebeğin tüm ağız, burun, geniz ve akciğer yapısı içinde dolaşır ve bebeğe değişik tat ve kokular taşır. Bu maddeler tat ve koku almadan sorumlu algılayıcı hücrelerle temasta bulunarak onları uyarırlar. Bu nedenle bebekler daha anne karnındayken değişik kokuları tanıyıp ayırt edebilirler. Annenin yediği yiyeceklerin kokusu bebek tarafından tanınır. Böylece sevdiği ve sevmediği yiyeceklerin belirlemesine de yardımcı olur.

Her insan koku duyusunun ve koku duyusu ile son derece bağlantılı olan tat duyusunun oluşumu için aynı aşamalardan geçer. Bu nedenle her insanın kendisini yaratan Rabbimiz’in yaratmasındaki ihtişamı görerek Allah’a şükretmesi gerekir. Ayrıca Allah’ın herşeyin Yaratıcısı olduğunu, O’ndan başka bir güç sahibi olmadığını aklından çıkarmaması büyük önem taşır:

“... Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkar mı ettin? Fakat, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.” (Kehf Suresi, 37-38)

İşitme Duyusunun Gelişimi de Büyük Bir Mucizedir

Bebeğin kulağı, 8. haftada oluşmaya başlar. 10. haftada dış kulak ve kulak zarı gelişir. Duyma yeteneğinden sorumlu olan kemikler ve sesi beyine taşıyan sinirlerin gelişimi ise 18. haftada başlar ve 24. haftada tamamlanır. 25. haftadan itibaren bebek annesinin sesini duyabilir. 27. haftada ise annesinin sesi dışında dışarıdan gelen tüm sesleri de duyar. Yeni doğan bebeklerin annelerinin seslerine daha kuvvetli yanıtlar vermeleri bebeklerin anne karnındayken sesleri hafızalarına kaydetmelerinden kaynaklanır. Hatta annenin doğmamış bebeğine söylediği şarkıları doğduktan sonra tekrar söylediğinde bebeğin bunları tanıdığı ve ağlamaktan vazgeçtiği tespit edilmiştir.

Bebek annenin yanı sıra zaman içinde evdeki diğer bireylerin seslerini de hafızasında depolar ve doğumdan sonra bu sesleri de ayırt edebilir. Kuşkusuz bu büyük bir mucizedir. Karanlık bir ortamda küçücük bir bebeğin anne ve diğer aile bireylerinin seslerini ayırt etmesi, doğduğu zaman gerekli olduğunu düşünerek bunları hafızasında depolaması elbette kendi başına düşünüp yapabileceği birşey değildir.

Kalın sesler anne karnından daha kolay geçer, ancak içeride dağılırlar. Buna karşılık ince sesler daha zor geçmelerine rağmen bebek bunları daha net algılar. Bu nedenle bebekler doğduklarında ince seslere daha olumlu yanıtlar verirler. Anne ve diğer aile bireyleri de bebekle konuşurken bilinçli olmadığı halde genelde ince ses tonunu kullanırlar. Bebeğin ince sese karşılık vermesi, ebeveynlerin de farkında olmadan ince ses tonunu kullanmaları hem bebeğin hem de ebeveynlerin de tek bir güç tarafından yönlendirildiklerinin, bu gücün tek sahibinin ise Allah olduğunun delillerindendir.

En Son Gelişimini Tamamlayan His Görme Duyusudur

Bebek 25. haftadan önce görsel uyaranlara karşı duyarlı değildir. Bebeğin göz kapakları 26. haftaya kadar kapalıdır. 26. haftada gözlerini açmaya başlar ve göz kırpabilir. Gözler 26. haftaya kadar kapalı olmakla birlikte bu haftadan önce de anne karnı üzerine uygulanan güçlü ışığa tepki verebilir. Ancak 26. haftadan sonra giderek artan bir şekilde ışık gibi görsel uyaranlara güçlü yanıtlar verir. Göz kapağı hareketleri de yine bu dönemde başlar.

Sesten farklı olarak anne karnı, ışığa karşı güçlü bir engel oluşturur ve bebeğin ışıktan etkilenmesini engeller. Fakat anne karnı mutlak karanlık değildir. Çok az da olsa ışığı geçirebilir. Bu nedenle bebek gündüzle geceyi rahatlıkla ayırt edebilir. Hatta tek yumurta ikizleri 26. - 27. haftadan itibaren anne karnında birbirlerini görebilirler. Birbirlerine dokunabilirler veya el ele tutuşabilirler.

Dünyanın “en mükemmel kamerası” olarak kabul edilen gözün oluşumunda da şuursuz hücreler adeta muazzam bir akılla hareket ederler ve gözler anne karnında yoktan inşa edilir. Yüce Allah emrettiği zamanda da görmeye başlar. Elbette gözü oluşturan bu hücreler sonsuz güç sahibi olan Allah’ın ilhamı ile hareket ederler. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur:

“O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz.” (Mü’minun Suresi, 78)

Bir Et Parçasından Bedenimizi Yaratan Allah Çok Yücedir

Başlangıçta bir et parçası görünümünde olan embriyo zamanla gelişir. Gözleri, kulakları, kalbi ve diğer organları oluşur ve yepyeni bir insan ortaya çıkar. Dünya üzerindeki tüm insanların başından bu aşamalar tek tek geçer. İnsan kendi varlığından haberdar olmayan bir hücreler topluluğuyken anne bedeninde hazırlanmış olan koruyucu ortamda güven içinde gelişimini sürdürür. Simetrik gözler, kaşlar, burun, ağız, koruyucu deri hep anne bedeninde oluşur. Bu mucizevi gelişme Allah’ın yaratma sanatının delillerinden biridir. Bu gerçeği düşünmek ve Allah’a şükretmek dünya üzerindeki her insanın görevidir. Kuran ayetlerinde insanın yaratılışı şöyle bildirilir:

“Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alakı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.” (Müminun Suresi, 12-14)

İnsanın Oluşumu İçin Her Hücre Büyük Bir Bilinçle Farklı Görevler Üstlenir

Embriyonun gelişiminin sekizinci gününde hücreler farklılaşmaya başlayarak iç ve dış olmak üzere iki tabakalı bir görünüş kazanırlar. İç hücreler (embriyoblast) embriyonun tüm yaşamı boyunca sahip olacağı hücreleri oluşturur. Dış hücreler (trofoblast) ise insanın sadece doğumuna kadar, yani 9 ay boyunca, anne karnındaki yaşamına yardımcı olacak hücrelerdir.

İçteki hücre topluluğu 9 ay boyunca kendisine hizmet edecek dış bölümden kendisini ayırır. Sadece ileride yeni gelişecek olan plasenta ve embriyo arasındaki bağlantıyı sağlayacak göbek kordonu olacak bölge kalır ve embriyoblast hücreleri yassı bir şekil oluşturarak “embriyonik disk” adını alır.

Daha sonraki büyüme, bu diskin iki tarafında simetrik olarak meydana gelir. Bu işlemler insan vücudundaki ilk düzenlemelerin başlangıcıdır. Bu düz çizginin her iki tarafında ektoderm ve endoderm, ikisi arasında da mezoderm denen yeni hücreler oluşmaya başlar. Bu üç katmanın her biri ileride bebeğin vücudunun ayrı bölümlerinin oluşumunu sağlayacaktır.

En dışta kalan hücre tabakası olan ektodermden, sinir dokusunun yanısıra, salgı yapan bez ve epitel doku gelişir. Bu dokulardan da beyin, omurilik, duyu organları ve göz mercekleri oluşacaktır. Ayrıca üst deri, ter bezleri, diş minesi, saç ve tırnakları da bu tabaka oluşturacaktır. Embriyonun en iç tabakası olan endoderm de, sindirim ve solunum sistemini oluşturan organları (karaciğer, akciğer, pankreas vs) ve ilgili bezlerin (tiroit, timüs vs.) gelişimini üstlenmiştir. Mezoderm olarak adlandırılan üçüncü tabaka ise bu iki tabakanın arasında oluşur. Bu tabakadan bağ, destek, kan ve yağ dokusu gelişir. Bu dokulardan da kıkırdaklar, kaslar, damarlar, iskelet ve dolaşım sistemi, iç organların iç yüzeyini çevreleyen epitel hücreler oluşmaya başlar. Vücuttaki bütün dokulara ait hücreler bu kök hücrelerden oluşacaktır.

Embriyoyu oluşturan üç tür hücre tabakasından insan vücudundaki bütün yapıların (organların, dokuların, sistemlerin, damarların, kanın vs.) oluşması, düşünen her insanı hücrelerin sahip oldukları bu üstün aklın nasıl ortaya çıktığı sorusunun cevabını bulmaya götürecektir. Bu olağanüstü olaylar, hücrelerin, onları meydana getiren organellerin, moleküllerin, atomların çabalarıyla değil, üstün kudret sahibi Allah’ın “Ol” demesiyle meydana gelmektedir:

“O’dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak’tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır). Dirilten ve öldüren O’dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: “Ol” der, o da hemen oluverir.” (Mümin Suresi, 67-68)

 

Rabbimiz, Allah, anne, karnında, yaratır, duyularımızı, koku, tat, duyusu, bebek, dokunma, işitme, duyu, mucize, görme, et, insanın, oluşumu, embriyo, amniyon sıvısı

Evrim Teorisinin Asıl Çıkmazı: Ruh

Beynin İçindeki Manzarayı Seyreden Kim?

Bir cisimden gelen ışık, retina üzerine düşer ve daha sonra işlem görmesi için beyinde otuz kadar farklı görme merkezine iletilir. Göz merceğinden geçen ışık, gözün arka tarafındaki ağ tabakanın üzerine baş aşağı ve iki boyutlu bir görüntü bırakır. Ağ tabakadaki çubuk ve koni hücreler, bazı kimyasal işlemlerden sonra bu görüntüyü elektriksel akıma dönüştürür.

Sesler Yalnızca Beynimizde Vardır

Sesler Yalnızca Beynimizde Vardır

Duyma işleminin sistemi, görme ile aynıdır. Ses olarak bize ulaşan bilgiler, tıpkı görüntüde olduğu gibi yalnızca elektrik sinyalleridir. Dış kulak, çevredeki ses dalgalarını kulak kepçesi ile toplayıp orta kulağa iletir. Orta kulak, ses titreşimlerini güçlendirerek iç kulağa aktarır.

Kokular ve Lezzetler de Yalnızca Beynimizde Meydana Gelir

Kokular ve Lezzetler de Yalnızca Beynimizde Meydana Gelir

Pişen güzel bir yemeğin kokusunun, gerçekten yemekten geldiğini zannederiz. Yemek pişerken, başkalarının da bizimle aynı kokuyu algıladığını düşünür ve ortak bir hissi paylaştığımıza inanırız. Ama bu yalnızca bir zandır. Bize ulaşan şey, koku moleküllerinin elektrik sinyaline dönüştürülüp beynimize ulaşmış halidir.

Dokunma Hissi Yalnızca Beyne İletilen Elektrik Sinyalleridir

Dokunma Hissi Yalnızca Beyne İletilen Elektrik Sinyalleridir

Algıladığımız dış dünya, öylesine gerçekçidir ki, algılarımızın oluşturduğu bir dünyada yaşıyor olmamız bilimsel bir gerçek olmasına rağmen, insanların büyük bir çoğunluğu algının mükemmelliğinden dolayı yanılırlar. İnsanları yanıltan en büyük etkilerden biri ise, dokunma hissine sahip olmalarıdır.

Mesafe de bir Algıdır, Yalnızca Beynimizde Oluşur

Mesafe de bir Algıdır, Yalnızca Beynimizde Oluşur

Karşımızdaki bir insanın uzak bir yerden yaklaşmakta olduğunu hemen anlarız. Görüntüsü, sesi ve büyüklüğü bulunduğu ortama göre değişiklik gösterir. Bu etkenlere göre bir değerlendirme yapar ve kişiyle aramızda nasıl bir mesafe olduğunu tayin ederiz. Ama gerçekte karşımızdaki kişi ile aramızda herhangi bir uzaklık yoktur.

Evrim Sözlüğü

Turkana Çocuğu Fosili

turkana çocuğu fosili

Afrika'da bulunan Homo erectus örneklerinin en ünlüsü, Kenya'daki Turkana Gölü yakınlarında bulunan "Narikotome homo erectus" ya da "Turkana Çocuğu" fosilidir. Bu fosilin sahibinin 12 yaşında bir çocuk olduğu ve büyüdüğü zaman yaklaşık 1.83 m. boyunda olacağı saptanmıştır. Fosilin dik iskelet yapısı günümüz insanınınkinden farksızdır. Amerikalı paleoantropolog Alan Walker, "ortalama bir patolojistin bu fosilin iskeletiyle bir insan iskeletini birbirinden ayırmasının çok güç olduğunu" söyler. (Boyce Rensberger, The Washington Post, November 19, 1984. ) Çünkü Homo erectus günümüz insanının bir ırkıdır.

Devamını oku...

İlanlar

Ertuğrul Özkök'e Sorular

Sayın Ertuğrul Özkök, Darwinizm'in asrın en büyük kitle aldatmacası olduğunu kanıtlayan şu gerçeklerden haberdar mısınız?

  1. Yeraltından çıkarılmış fosil sayısının 100 MİLYONU GEÇTİĞİNDEN, bunların aralarında BİR TANE BİLE ARA FOSİL BULUNMADIĞINDAN, bir kısmı halen yaşamakta olan canlılara ait olan bu fosillerin, mükemmel yapılarıyla YARATILIŞ GERÇEĞİNİ İSPAT ETMİŞ OLDUĞUNDAN haberiniz var mı? Devamını oku...

Evrim Teorisi Hakkında Herşey, evrim, evrim teorisi, EVRİM TEORİSİ ÇIKMAZI, evrim nedir, darwin evrim teorisi, evrimteorisi, FOSİL NEDİR, amber fosil, evrim teorisinin çöküşü, evrim sahtekarlıkları, evrim çıkmazı, evrim videoları, darwin teorisi, darwin evrim, darwin, DARWİNİZM